ICIP-2009 Mısır Kahire Gezisi
Uzun zaman sonra ancak bilgisayarım arkaplanında kod çalıştırırken blog’a yazmaya fırsata bulabildim. Öncelikle Mısır gezisinden başlamak istedim. Görüntü işleme alanında IEEE tarafından düzenlenen ve alanın en büyük ve önemli konferans olarak nitelenebilecek 2009 IEEE International Conference on Image Processing (ICIP-2009) bu sene 7-10 Kasım 2009 tarihlerinde Mısır’ın başkenti Kahire’de yapıldı. KULIS ekibi olarak ICIP-2009′a iki çalışma ile katıldık. Konferansa ise Begüm ve Sarp Hoca ile gittik. Bu postta hem konferans hem de Kahire ile ilgili gözlemlerimi kısaca anlatmayı düşünüyorum.
Önce vize olayından başlayalım. Mısır da diğer birçok ülkenin yaptığı standart lacivert pasaportlara vize uyguluyor. Vize almak için İstanbul 4. Levent’teki Başkonsolosluğa müraacat etmeniz gerekiyor. Konferans katılmak amaçlı vize alacağımdan, 2 fotoğraf, konferansa davet edildiğimi gösterir belge, üniversiteden izinli olduğumzu gösterir belge ile sehayat bitiş tarihine göre en az 6 ay süresi olan pasaport gerekiyordu. Başkonsolosluktan aldığınız formu da doldurup 40-50TL civarı parayı verince başvuru işleminiz bitmiş oluyor. Şurada bahsettiğim Avusturya vizesi alma ile karşılaştırınca oldukça rahat bir işlem olduğunu söyleyebilirim. İki gün sonra size verdikleri kağıtla vizenizi almanız mümkün. O kağıtla başkası da pasaportunuzu alabiliyor.
Mısır’a İstanbul’dan uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. Kasım 2009 döneminde yerel saatlerimiz aynıydı. Mısır’da havanın yağışlı olduğu günler istisna imiş. Dolayısıyla Kahire’de kasım ayında 25-30 C civarı bir sıcaklıkta bulduk kendimizi. Havaalanı ile şehir arası mesafe 20km civarı. Taksiler ile şehir merkezine ulaşımak mümkün. Mısır’ın para birimi pound ve 1 dolar yaklaşık olarak 5.5 pound’a karşılık geliyor. Türk lirası ile aralarında 1TL= 3.6 Mısır Pound’u gibi bir ilişki var. Havaalanı şehir merkezi için taksiler 80-120 pound (20-30TL) arası bir ücret istiyorlar. Bu arada normalde taksimetre düzgün çalışırsa bu mesafenin 30 pound civarı tuttuğunu söylemek gerek. Türkiye ile karşılaştırınca gayet makul görünüyor. Ama unutulmaması gereken şey mutlaka pazarlık yapılması gerektiği. Satıcıların genelde normal satış fiyatının 2 katı ve bunun üzeri bir fiyat söylediklerini uzun pazarlık süreçleri sonrasında anlıyorsunuz. Mısır’da birşeye para verirken temel mantık “ölümüne pazarlık”. Pazarlık sonucu taksiye bindikten sonra şehre doğru yol alırken ilk gözünüze çarpan şey araçların hemen hepsinin kaportasında vuruklar olduğu. Birkaç dakika sonra bunun nedeninin herkesin deli gibi araba kullandığı olduğunu anlıyorsunuz. Biz Türkler için bile bu bu şekilde araç kullanımı sınırların ötesinde. Avrupalıların durumunu hiç düşünemiyorum. Şehirle ilgili diğer önemli bir gözlem ise hijyen konusundaki rahatlıkları. Temiz anlayışlarının oldukça farklı olduğunu söylemek mümkün. Bu konuda genel olarak herkesin gözlemi şu haliyle bile Türkiye’nin temizlik konusunda Mısır’ın onlarca kat önünde olduğu. Mısır’ı şehir açısından sanırım Türkiye’nin 30-40 yıl önceki haline benzediğini söylemek mümkün. Aslında şu anda Mısır’da yaşayanların geçmiş Mısır medeniyetinin devamından geldiklerini söylemek bile bana zor geliyor. Çünkü piramitleri yapan adamların bu şekilde yaşıyor olması oldukça garip olurdu.
Bu kadar olumsuz şeyden sonra gelelim olumlu yönlere. Öncelikle konferans içerik açısından gayet iyiydi. Paralel oturumlara koşuşturmaktan günün nasıl geçtiğini anlamak pek mümkün olmadı. Bundan sonraki ICIP’lere şartları zorlayarak katılmak gerektiğini gördüm. Doğal güzellikler açısından ise Nil Nehri ve ve Kahire’ye 25km mesefadeki Giza piramitleri oldukça iyiler. Nil’de gece yemekli tekne turu yapılabilecek aktivitelerden birisi. Giza pramitleri (büyük pramit (Cheops), Khafre piramidi, Menkaure piramidi) ve büyük sfekns (great sphinx) yine gezilmeye değer. Kahire’deki Mısır müzesi ve Kahire kulesi yine görülmeye değer yerler. Ancak müzenin oldukça bakımsız olduğunu söylemek gerek. Piramitlerin çerversinde de turistleri bıktıran bir şeyler satma ve pazarlık etme durumunun olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yine Kahire çevresindeki antik Mısır’ın başkenti olan Memphis ve Sakkara görülebilecek yerler arasında. Hedeyelik eşya alışverişi için Khan El Khalili adlı pazara gitmekte fayda var. Nerdeyse 7/24 açık bir yer ve pazarlık kesinlikle şart. İlk söyledikleri fiyatın 3′te 1 fiyatına birçok şeyi almak mümkün. Hatırlarsanız kilit kelime “ölümüne pazarlık” dı
Yemek konusu Mısır’a gidecekler için hep soru işareti oluyor. Ancak Nil kenarındaki büyük teknelerdeki yemekler iyiydi. Özellikle Nile City adlı teknedeki İtalyan Corino restoranı tavsiye ederim. Kahire Kule’sindeki restoran da fiyatları görece olarak yüksek olsa da lezzet açısından iyiydi. Buralarda yediğiniz yemeklerin fiyatları Türkiye’deki ortalama yemeklere eşdeğer diyebilirim. Yani 20-30TL ile gayet rahat şekilde bir öğünü geçirmek mümkün.
Sonuç olarak Kahire ve çevresi yoğun bir tempo ile 2-3 günde dolaşılabilir ve gezi muhtemelen güzel anılarla biter. Mısır dönüşü unutamayacağınız bir diğer şey ise Türk olduğunuzu öğrenenlerin “Yavaş yavaş Hasan Şaş” şeklindeki saçma bir tekerlermeyi sürekli tekrar etmeleridir.